Topoğrafyaya duyarlidan topoğrafyaya dirençliye: Keçiören (Ankara)'de kentsel kirilganliğin morfolojik üretimi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: TED Üniversitesi, Lisansüstü Programlar Enstitüsü, ŞEHİR VE BÖLGE PLANLAMA ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: İngilizce

Öğrenci: ESRA ÇELİKOĞLU

Danışman: Baykan Günay

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Topografya, kentsel biçimlenmenin temel belirleyicilerinden biridir. Ancak çağdaş planlama ve tasarım pratiklerinde topografyanın yönlendirici ve sınırlandırıcı etkileri çoğu zaman ikincil bir unsur olarak ele alınmakta; bu durum ise kırılganlık üreten ve sürdürülebilirlikten uzak gelişim örüntülerine zemin hazırlamaktadır. Bu tez, Ankara'nın kuzey yamaçlarında yer alan ve eğimli topoğrafyası, sorunlu zemin özellikleri ve erişilebilirlik kısıtları ile öne çıkan Keçiören ilçesi üzerinden, kentsel gelişim ile zorlu topografik koşullar arasındaki çok katmanlı ilişkiyi incelemektedir. Çalışma, jeolojik risklerin yalnızca doğal koşulların sonucu olmadığını; aksine, ardışık planlama kararları, arazi kullanım dönüşümleri ve altyapısal müdahaleler aracılığıyla üretilen morfolojik bir durum olduğunu ileri sürmektedir. Bu bağlamda "morfolojik çatışma", yapılı çevre ile doğal süreçler arasındaki uyumsuzluğun kavramsal ifadesi olarak ele alınmaktadır. Araştırma, çok ölçekli CBS (Coğrafi Bilgi Sistemleri) tabanlı mekânsal analizler ile tarihsel çözümlemeyi bir araya getirerek Keçiören'in topoğrafyaya duyarlı bağ dokusundan, topoğrafyaya dirençli kooperatif yerleşimlerine ve kentsel dönüşüm projelerine uzanan dönüşüm sürecini incelemektedir. Çalışma kapsamında "topografik tersine çevirme", "eğim aşımı" gibi morfolojik uyumsuzluk biçimleri tanımlanmakta; geçirgenlik, bağlantısallık ve erişilebilirlik gibi göstergeler üzerinden "morfolojik kalite" değerlendirmesi yapılmaktadır. Bu analizler sonucunda, belirli morfolojik konfigürasyonların eğim, hidrolojik performans ve erişim kısıtları ile olumsuz biçimde kesiştiği alanlarda birikimli kırılganlık üretildiği gösterilmekte ve tipolojik bir risk sınıflandırması önerilmektedir. Bu tez, kentsel morfolojinin ve tasarımın, topoğrafyaya direnmek yerine birlikte düşünülmesi halinde, kırılganlığı azaltan ve dirençliliği güçlendiren bir araç haline gelebileceğini ortaya koymaktadır. Çalışma, eğim baskın yerleşimlerde topografyayı kısıtlayıcı bir engel değil, üretken bir tasarım katmanı olarak yeniden konumlandırmayı önererek, daha bütüncül ve uyarlanabilir bir planlama yaklaşımına katkı sunmaktadır.