Noterlerin Taşınmaz Satışından Doğan Sorumluluğunun Anayasa Mahkemesi’nin İptal Kararı Işığında Değerlendirilmesi


Ocal S. A., aygun g. c.

Terazi Hukuk Dergisi, sa.240, ss.158-169, 2026 (TRDizin)

  • Yayın Türü: Makale / Tam Makale
  • Cilt numarası: Sayı: 240
  • Basım Tarihi: 2026
  • Doi Numarası: 10.67051/thd.240.10
  • Dergi Adı: Terazi Hukuk Dergisi
  • Derginin Tarandığı İndeksler: TR DİZİN (ULAKBİM)
  • Sayfa Sayıları: ss.158-169
  • TED Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 162. maddesine eklenen bir fıkrayla, taşınmaz satış sözleşmesinin noterler tarafından düzenlenmesi sebebiyle ortaya çıkan zararlardan doğrudan doğruya noterlerin sorumlu tutulacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı hükümde ayrıca, eğer zarar Devlet tarafından karşılanırsa, Devletin ilgili işlemi gerçekleştiren notere rücu edebileceği de düzenlenmiştir. Bunun yanı sıra, notere karşı açılacak tazminat davalarında görevli mahkemenin, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesi olacağı belirtilmiştir. Kamu görevlilerinin görevleri sırasında üçüncü kişilere verdikleri zararların tazmini bakımından davanın yalnızca idareye karşı açılabileceğini öngören anayasal düzenlemelere aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle, anılan fıkranın iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulmuştur. Başvurucular ayrıca, tapu memurları bakımından kusursuz sorumluluk öngörülmemiş olmasına rağmen noterler için bu yönde bir rücu mekanizmasının kabul edilmesinin eşitlik ilkesi ile mülkiyet hakkını ihlal ettiği iddiasında bulunmuşlardır. Bunun üzerine Anayasa Mahkemesi, noterlerin hukuki statüsünün kamu görevlisi olduğunu ortaya koyarak, noterler tarafından düzenlenen taşınmaz satış sözleşmesi dolayısıyla ortaya çıkan zararın tazmini talebiyle doğrudan noterler aleyhine dava açılmasına olanak tanıyan düzenlemeyi Anayasa’nın 40. ve 129. maddelerini ihlal ettiği gerekçesiyle iptal etmiştir. Anılan karar ile noterlerin taşınmaz satış sözleşmesi yapmasının önünün açılacağı ve hem bu anlamda işlem sayısının artacağı hem de kamu görevlisi olan noterler bakımından ortaya çıkan eşitsizliğin giderilmiş olacağı değerlendirilebilir.
A paragraph added to Article 162 of the Notaries Act No. 1512 stipulates that notaries shall be held directly liable for any losses arising from the drawing up of contracts for the sale of immovable property by notaries. The same provision also stipulates that, should the State compensate for such losses, it may seek recourse against the notary who carried out the relevant transaction. Furthermore, it is specified that the competent court for compensation claims brought against a notary shall be the court in the locality where the land registry is situated. An application was made to the Constitutional Court seeking the annulment of the aforementioned paragraph because it contravenes constitutional provisions stipulating that claims for compensation for damage caused by public officials to third parties in the course of their duties may only be brought against the administration. The applicants further argued that, whilst strict liability was not provided for in respect of land registry officials, the acceptance of such a recourse mechanism for notaries violated the principle of equality and the right to property. Consequently, the Constitutional Court, establishing that notaries have the legal status of public officials, annulled the provision allowing direct legal action to be brought against notaries for compensation for damages arising from property sale contracts drawn up by them, on the grounds that it violated Articles 40 and 129 of the Constitution. It can be argued that this decision will pave the way for notaries to draw up property sale contracts, leading to an increase in the number of such transactions and, at the same time, rectifying the inequality faced by notaries in their capacity as public officials.